Kategori arşivi: EV & YAŞAM

ev, ev yaşamı, dekorasyon, salon dekorasyonu, banyo dekorasyonu, bahçe dekorasyonu hakkında bilgiler bulunan kategori

TÜRKİYE’ NİN KONUŞTUĞU OLAYDA ŞOK GELİŞME

KOCAELİ’nin Gölcük İlçesi’nde geçen yıl Ekim ayında 2 aylık bebeğini evde yalnız bırakıp 9 günlük Kurban Bayramı tatilinde Hatay’daki ailesinin yanına giderek ölümüne neden olduğu iddiasıyla tutuklu yargılanan 35 yaşındaki S. M. D., savunmasında isteği dışında ilişkiye girdiğini öne sürerek tahliyesini istedi.
Olay, Gölcük İlçesi’nde 20 Ekim 2013 tarihinde Gölcük Necati Çelik Devlet Hastanesi’nde polis memurlarının Cumhuriyet Savcısı’nı arayarak hastaneye ölü bir bebek getirildiğini söylemesi üzerine başlatılan soruşturma ile ortaya çıktı. Soruşturmada, ‘Berk’ adı verilen bebeğin açlık ve susuzluk nedeniyle öldüğü tespit edildi. Gölcük’teki Rheinland Pfalz İlkokulu sınıf öğretmeni yapan S.M.D.’nin, bebeğin babası olduğu tespit edilen T.A. ile olan ilişkisinden dünyaya geldiği anlaşılmıştı. Kurban Bayramı tatili öncesi anne S.M.D.’nin bebeğini evde yanlız bırakarak Adana’daki yakınlarının yanına tatile giderken, 9 gün tek başına kalan bebek açlık ve susuzluktan ölmüştü. Yakınlarının da almadığı bebeğin cenazesi Gölcük Necati Çelik Devlet Hastanesi morgunda tutulmuş, daha sonra deprem kurbanlarının toprağa verildiği 17 Ağustos Mezarlığı’nda defnedilmişti.İzmit 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde bebeğini ölüme terk eden ve 25 yıl hapis cezasıyla yargılanan öğretmen anne S.M.D.’nin yargılanmasına bugün de devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanık anne, avukatı Murat Yaman, bebeğin babası T.A.’nın avukatı Yunus Ercan ile bir önceki duruşmada dinlenmesine karar verilen tanıklar Nesrin Çetinay ve Nurhayat Şahin hazır bulundu.“ZORLA İLİŞKİDE BULUNDU”

Avukat Yunus Ercan suçtan zarar gören müvekkili T.A.’nın bir sonraki duruşmaya katılması isteminde bulundu. Bunun üzerine söz alan sanık S.M.D., T.A.’nın duruşmaya katılma istemini kabul etmediğini söyleyerek, “Ben T.A.’ya Adana’ya gittiğimde evlenmeden önce çocuk sahibi olmak istemediğimi söylemiştim. Buna rağmen benim isteğim dışında benle birlikte oldu. Ailesi bana Adana’da bulunduğum dönemde çok iyi davrandı. Hediye bile aldılar. Gölcük’e döndüğümde bana karşı tavırları değişti. Adet görüp görmediğimi sordu. Görmediğimi söylemiştim ve bu nedenle de hamile olduğumu biliyordu. Mart ayında Gölcük’e geldiğinde yüzüne de hamile olduğumu söylemiştim. Duruşmaya katılmasını istemiyorum” dedi.

Duruşmada tutuklu sanık S.M.D.’nin avukatı Murat Yaman savunmasında S.M.D.’nin zor bir hamilelik süreci geçirdiğini, tek başına bebeği doğurduğunu, bunlara rağmen T.A.’nın bu duruma kayıtsız kaldığını ve bir anne olarak elinden geleni yaptığını söyleyerek sanık için tahliye edilmesini istedi. Bunun üzerine söz isteyen S.M.D., “Gölcük’e geldiğim dönemde T.A. aramızda kültür farkı olduğunu ailesinin ve kendisinin beni istemediğini söyledi. Aramızda kültür farkı yoktur. Doğumdan sonra bebeği sağlık ocağına götürdüm. Tahliyemi istiyorum” diye konuştu.

“HAMİLE OLDUĞUNU ANLAMADIM”

Duruşmada tanık olarak dinlenen sanık S.M.D.’nin Gölcük’teki kuaförü Nurhayat Şahin ise hamilelik dönemini anlamadığını söyleyerek, “5-6 yıldır S.M.D.’yi tanırım. Saçlarına çok önem veren birisidir. Geldiği dönemlerde hamile olduğunu anlamadım. İki kez bana 1-2 saatliğine bakmam için bebeği bıraktı. Bebek küçük, ama sağlıklıydı. Bana ayrıca bakıcı aradığını da söylemişti” dedi.

“TELEFONLARA CEVAP VERMEDİ”

Duruşmada ikinci tanık olarak dinlenen Değirmendere Sağlık Ocağı’nda görevli Dr. Nesrin Çetinay bir çok kez S.M.D.’yi telefonla aramalarına rağmen ulaşamadıklarını bildirirken, “Gölcük Devlet Hastanesi’nden çalıştığım sağlık ocağına aşı fişi geldi. Hemşire ile birlikte fişteki bilgilerden S.M.D’ye ulaşmaya çalıştık. Telefonlara cevap vermedi. Evine gitmemize rağmen orada da kimseye ulaşamadık. Not bıraktık kendisine. Bunun üzerine ilkinde bebek ile gelmedi sonra sözleştiğimiz gün bebeği getirdi. Bebeğin kilosu biraz düşüktü. Bebeği kendisinin emzirmediğini annesinin baktığını söyledi. 4-5 gün sonra yine bebeği getirmesini söyledim. Fakat gelmedi. Bayramdan sonra da bebeğin öldüğünü öğrendim” diye konuştu

Mahkeme heyeti tanık olarak bildirilen Ayşe Bilgin’in bir sonraki duruşmaya getirilerek dinlenmesine, T.A.’nın CMK’nın 28’inci maddesi uyarınca ölen bebeğin babası olması nedeniyle duruşmaya katılmasına ve sanık S.M.D.’nin tutukluluğunun devamına karar verdi. Dava, 10 Haziran 2014 tarihine ertelendi.

Ergün AYAZ/ İZMİT(Kocaeli), (DHA

BABA’ DAN EN ACI AÇIKLAMA

Kaybolmasından 29 saat sonra komşu villanın havuzunda ölü olarak bulunan 3.5 yaşındaki Pamir’in babası Serdar Dikdik, sabah 08.30’da oğlunun cenazesini almak için Adli Tıp Kurumu’na geldi. Acılı baba Pamir’le ilgili 1 yıl önce aile yakınlarına gönderdiği yazıyı da paylaştı.

Serdar Dikdik, sosyal medyada, oğlunun kaybolmasının hemen ardından başlayan, “Gezi Parkı benzeri protestoları yapmak için bölgede keşif yapıyorlar. Çocuğu da planlı olarak kaybettiler” şeklindeki yorumlara oldukça üzülmüştü. Serdar Dikdik bu yorumlara şöyle yanıt verdi:
“Bizim acımız var. Meleğim kaybolmuş ben onu arıyordum. İnsanlar bizim hakkımızda ne biçim yorumlar yapmışlar. Üçüncü Köprü’yü protesto etmek için yapılmış, yeniden isyan çıkartmak için yapılmış bunlar. Bunlar nasıl insanlar. Bizim acımız var.

Benim evladım kaybolmuş. Evladımın ölüsünü bulduk artık sussunlar. Benim babam, dedem öldü onları ben yıkayıp gömdüm. Şimdi de oğlumu ben yıkayıp gömeceğim.

Benim acım bana yeter. Ben oğlumu iyi yetiştirmek için elimden gelen herşeyi yaptım. En güzel imkanları sundum ona. Bizim acımız yapılan yorumları okuyunca daha da arttı. Artık bizi acımızla baş başa bıraksınlar.”

“O HAVUZA BAKMADIM ÇÜNKÜ”

“Pamir 1 Nisan’da kaybolduğu an ben ilk olarak o eve gittim. Havuzun dibine sopalarla baktım. O havuzdan çıkmayınca içim rahatladı. Sonra oğlumu buldum. Son kaybolduğunda o eve bakmadım çünkü oraya gitmeyeceğini düşündüm. Pamir’i daha önce bulduğum yere yani sokağa çıkıp oğlumu aradım.”

DEDESİNİN KOYNUNDA YATACAK

Pamir için ikindi vakti Zekeriyaköy Camisi’nde cenaze namazı kılınacak. Pamir daha sonra Zincirlikuyu’da dedesinin koynunda toprağa verilecek.

O FOTOĞRAFIN HİKAYESİ

Kötü haberi almasının ardından yıkılan Pamir’in babası Serdar Dikdik bu sabah saatlerinde arama çalışmalarına katılan ve acılarını paylaşan herkese teşekkür etti.

Serdar Dikdik mesajında, “Aramalara katılan,dualarıyla destek olan, herkese Allah razı olsun.Bugün meleğimizi toprağa verirken dualarınızı esirgemeyin” dedi.

Dikdik ayrıca bundan tam bir yıl önce aile yakınlarına Pamir’le ilgili gönderdiği bir yazıyı da paylaştı.

Serdar Dikdik’in twitter’da “Oğlum için 1 sene önce eşe dosta gönderdiğim bir yazıydı. Böyle çocuk büyütmek istedik. Kaderde yokmuş” mesajı ve küçük Pamir’in Atatürk büstü önünde çekilmiş fotoğrafı ile birlikte paylaştığı yazı şöyle:

Daha dünyaya geleli 953 gün oldu ama; bugün kanı çekti dedi “bu ne” konuşabildiği 3-5  kelimeyle.
Dedim Pamir, o Atatürk. Bu yaşadığımız ülkeye onun sayesinde sahibiz. Sahip olduğumuz her şeyi ona borçluyuz. Sonra alnına bir öpücük kondurdum Atanın.
Ben öpünce, bizim küçük insan kaldırdı ellerini havaya..Al beni kucağına der manasında.
Kaldırdığım gibi oturdu Gazinin önüne ve tam gözlerinin içine baktı.
Diyemedim oğul Atam yaşarken bakamazmış kimse o çakmak çakmak gözlere. Zekası,
Asilliği, kıvılcımı başını döndürürmüş bakan insanın.
Ama oğul baktı o gözlere yaklaşık 30 saniye, inan o süre bir ömür gibi geldi, gözümü bile
kırpamadım.
Belki yeni nesil olarak merak etme geliyoruz atam dedi. Yada sadece o yüzü yazdı aklına,  merhaba Atam diyerek.
Ama bakmak yetmedi ki o engin gözlere o asil surata, babası gibi kondurdu bir öpücük  Atamın alnına.
İste bugün çektiğim bu fotoğrafların hikayesidir yazdıklarım.
Bu resimler eskir kaybolur belki bir gün ama, o kafama, yüreğime işlediğim aynı görüntüyü  hiç unutmayacağım son nefesime kadar.

BU SAATE DİKKAT

 

Saatler bu yıl bir gün gecikmeli olarak ileri alınacak. Haliyle aklınız karışabilir. Özellikle de cep telefonu saatinize sakın güvenmeyin. Zira cep telefonları uluslararası saat ayarlamasına uyarak bizden bir gün önce saat değişikliğini otomatik yapmış olacak. Seçim sabahı bu anlamda karışıklık yaşayabilirsiniz.

Yerel seçimler nedeniyle bu yıl yaz saati uygulamasına 1 gün gecikmeli geçilecek. Gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla bütün yurtta saatler, 31 Mart Pazartesi günü 03.00’dan itibaren 1 saat ileri alınacak.

Bakanlar Kurulunun 16 Şubat tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararı doğrultusunda mart ayının son günü yaz saati uygulaması başlayacak.

CEP TELEFONLARINIZA GÜVENMEYİN

Akıllı telefonlar ve bilgisayarlardaki saatler otomatik olarak değişiyor. Haliyle seçimlerin yapılacağı pazar günü cep telefonunuzdaki saat bir saat ileri olabilir. Seçimlerde sıkıntı yaşamak istemiyorsanız buna dikkat edin.

NİYE 1 GÜN GECİKMELİ?

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Bakanlar Kurulu’nun, vatandaşların seçim zamanında saat değişikliğinden etkilenmemesi için böyle bir karar aldığını belirterek, “Belki 1 saatten dolayı herhangi bir partinin oy kaybına sebep olmaksızın bu gerçekleştirilmiş olacak” değerlendirmesinde bulunmuştu. Mobil İletişim Araçları ve Bilgi Teknolojileri İşadamları Derneği (MOBİSAD) Genel Sekreteri Ömer Kavas, akıllı telefonların ve bilgisayarların dünyadaki diğer ülkelerle birlikte 1 gün önce ileri saat uygulamasına geçebileceğini ilişkin tartışmaları değerlendirdi. Söz konusu cihazları üreten firmaların yanı sıra, her operatörün de uydularla bağlantı kurarak gerçek zamanı oradan almalarını sağlayan sistemleri bulunduğunu belirten Kavas, bu nedenle Türkiye’de kullanılan akıllı telefon ve bilgisayarların yarın ileri saat uygulamasına geçmesinin söz konusu olmadığını ifade etti. Kavas, “Vatandaşlar bu konuda rahat olabilirler” dedi.

HÜKÜMETE TOKAT GİBİ AÇIKLAMA

Ekmek almaya giderken Gezi olayları sırasında başından yaralanan Berkin Elvan için Sezen Aksu’dan gelen açıklama günün bombası oldu.

Ünlü sanatçı sitesinden “Berkin’e” diyerek özel bir açıklama yayınlandı. Sezen Aksu, ‘muhakeme yetisini kaybetmiş bir kibir, iktidar ve güç zehirlenmesinden doğan bir vicdan tutulması’ diyerek hükümeti suçladı.

“Bizi duyduğuna inanıyorum” diyen Sezen Aksu, “sen de senden önce giden abilerine söyle; iyi ve namuslu insanlar var bu dünyada, hem de çok! Ve kazanacaklar sonunda; bilmiyorum nasıl, ne zaman ama illa ki…” dedi.

İŞTE SEZEN AKSU’NUN BERKİN MESAJI

Berkin’e…

Soğukkanlılığını, muhakeme yetisini kaybetmiş bir kibir, iktidar ve güç zehirlenmesinden doğan bir vicdan tutulması Berkin’i de aldı… Küçücük Berkin’i. Gülüşünü, çocukluğunu, gençliğini, hayallerini, hayata katacağı artıları, değerleri…

Berkin, oğulcuğum, güzel çocuğum… Kavrulan kalbim, sızlayan ciğerim…

Akılla açıklamam mümkün değil, sadece hissim o ki senin kaybının yarattığı dönüştürücü güç, biz yaşayanlara hiç nasip olamayacak belki de…

Bizi duyduğuna inanarak söylüyorum, sen de senden önce giden abilerine söyle; iyi ve namuslu insanlar var bu dünyada, hem de çok! Ve kazanacaklar sonunda; bilmiyorum nasıl, ne zaman ama illa ki…

Hayat ileriye akar. Bazen 16 kilogramlık bir çocuk bedeninin üzerinden yükselerek, yeniden anlamlanır.

Görüyorsun değil mi, sen bizi birleştiriyorsun şu anda…

Sezen Aksu

KANUNİ ŞEHZADE MUSTAFA’ YA BÖYLE VEDA ETTİ…

Geçtiğimiz hafta bir televizyon dizisinde yayınlanan Osmanlı İmparatorluğu’nun adeta kaderini değiştiren Şehzade Mustafa’nın babası Kanuni Sultan Süleyman tarafından boğdurulması sahnesi tüm Türkiye’yi hüzne boğdu. Kimi Kanuni hakkında suç duyurusunda bulundu, kimi de Şehzade’nin gömülü olduğu Bursa’daki Muradiye Külliyesi’ne akın etti. Tüm bunlar yaşanırken tarih de tozlu raflarından çıktı ve Kanuni’nin oğlunun tabutunun başında bu halde resmedilmiş..

Osmanlı İmparatorluğu’nda Kanuni Sultan Süleyman resimli tarih geleneğini başlatmış. Ve bu gelenek 18. yüzyıla kadar devam etmiş.

 

Sultan Süleyman’ın, ömrünün son zamanlarında, atı üzerinde resmedildiği bir minyatür

 

İşte o dönemde sarayın ilk şahnâmecisi olarak tayin edilen Arifi’nin çalışmasında Türkiye’nin bugünkü gündemine oturan Şehzade Mustafa’nın boğdurulmasıyla ilgili çarpıcı bir detay var.

Arifi’nin “Süleymannâme” olarak bilinen beşinci ve son cilt çalışmasında, Kanuni Sultan Süleyman’ın 1520’de Osmanlı tahtına çıkışından 1556 yılına kadar meydana gelen olayları anlatılıyor.

minyatur

1558 yılında tamamlanan Süleymanname’de Kanuni, Şehzade Mustafa’nın tabutu başında ağlarken resmedilmiş.

 

minyatur1

CANDY CRUSH SAGA ÇILGINLARINA MÜJDE

Candy Crush Saga adlı mobil oyun 2013 yılında hem iPhone, hem de iPad’lerde en çok kâr yapan oyun oldu. Chris Stokel-Walker, evden işe, işten eve giden milyonlarca kişinin neden parlak renkli şekerlere mest olduğunu araştırdı.

Candy Crush Saga adlı mobil oyun 2013 yılında hem iPhone, hem de iPad’lerde en çok kâr yapan oyun oldu. Chris Stokel-Walker, evden işe, işten eve giden milyonlarca kişinin neden parlak renkli şekerlere mest olduğunu araştırdı.

New York, Paris, Londra, Tokyo veya Berlin’de evden işe gidenleri taşıyan herhangi bir trende bir tür kalabalık dikkat çekiyor. Ağızları açık, gözleri donuk, derin nefes alıyorlar, sadece bir şeye odaklanmışlar: Bir dizi kırmızı şekeri veya turuncu pastili yok etme çabası bu.
Oyun Facebook platformunda da oldukça popüler, o kadar ki, sitede oyuna bağımlı olduklarını kabul edenler için yardım grupları bulunuyor.

Appdata, dünya genelinde Candy Crush Saga’nın kullanıcılarından her gün 1 milyon dolar kazandığını tahmin ediyor. Candy Crush Saga, kullanımı bedava ama daha zorlu seviyelere yardımcı olacak eklentilerin paralı olduğu oyunlardan biri. Tutkunları her gün eklentiler, fazla canlar ve yüksek seviyelere ulaşım satın alıyor. Bu ufak satışlar eleştirildiyse de oyunu geliştiren İngiliz şirket King, son seviyeye ulaşan oyuncuların yarısının bunu hiçbir eklenti satın almadan başardığına dikkat çekiyor. Candy Crush Saga’dan elde edilen gelirin miktarı King’in Amerika borsalarında halka arza hazırlandığına dair tahminleri de beraberinde getirdi.

King, insanların bilgisayar oyunu oynama alışkanlıklarının değişmesinden yararlandı. Bir zamanlar evlerinde konsol oyunu oynayan genç erkekler bilgisayar oyunlarının tasarımında fazlaca odaklanılan bir sınıftı. Ama mobil telefonların ve tablet bilgisayarların icat edilmesiyle demografik yapı da değişti – o kadar ki ortalama bir Candy Crush Saga oyuncusu 25 ile 45 yaş arası bir kadın.
Oyuncuların birçoğu hakları bittikten sonra Candy Crush Saga’dan kitap okumaya geçmenin kendilerini tatmin etmediğini söylüyor. 21 yaşındaki öğrenci Amy Bolton oyunun stres azalttığını söylüyor.

King’in elde ettiği verilere göre Bolton gibi oyuncular gün boyunca oyuna girip çıkıyor. Gün içinde orada burada kaçamak eller sayesinde oyunda yüzlerce seviyeyi geride bırakmak mümkün. Bazı hevesli oyuncularsa şimdiye kadar 500 seviye programlayan King çalışanlarıyla başa baş gidiyor.
Kullanıcılar kahvaltı sırasında laptoplarıyla Facebook’a bakarken bir oyuna başlayabiliyor, daha sonra işe giderken trende telefonlarıyla oyuna devam edebiliyor, işe vardıklarında da iPad’e geçebiliyor. King, başarısının bir kısmının oyunun bu pürüzsüz devamlılığından geldiğini söylüyor.

Candy Crush aslında yeni bir oyun değil. Oyun aslında dikkatli bir şekilde araştırılan ve iyi ayarlanan kavramların bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş.

King’in tasarımına benzeyen birçok oyun bulunmakta. Candy Crush Saga aslında 80′li yıllarda kişileri kendilerine bağlayan Tetris ve Bubble Bobble gibi oyunlara büyük teşekkür borçlu.
King’in kurucularından Sebastian Knutsson, tasarlandığı sırada ekibinden kimsenin Candy Crush’ın bu kadar başarılı olacağını tahmin etmediğini söylüyor.
Oyunun ana amacı ve hakların parça parça verilmesi, oyundan alınan zevkin arttırılması ve insanların daha fazla oyun için geri dönmesinin sağlanması için King tarafından özellikle tasarlanmış.

Knutsson “Candy Crush şirketi olmak istemediklerini” söylese de bu oyun King’in en değerli yapıtı. Şirketin 225 milyon kullanıcısının en büyük parçası bu oyunla ilgileniyor. iOS ve Facebook uygulamalarını analiz eden Appdata, Candy Crush Saga’nın aylık 137 milyon kullanıcısı olduğunu tahmin ediyor.

Ama oyunun gelir yapısı eleştirilerin hedefinde. Oyunu indirmek bedava olsa da kullanıcıların para harcamasını sağlayacak şekilde tasarlandığı iddia ediliyor.
Knutsson, King’in Candy Crush için seviye programlamaya devam edeceğini söylüyor. Yani bu bağımlılık devam edecek.

EN BAHTSIZ PRENSESLER

HAYAT MASALLARDAKİ GİBİ DEĞİL, PRENSES OLSANIZ BİLE…

Masallardaki prensleri ve onların kalbini çalan dünya güzeli prensesleri bilirsiniz büyük olasılıkla. Başta büyük acılar çekseler de hepsini geride bırakırlar ve sonsuza kadar mutlu yaşarlar. Oysa gerçek pek de öyle değil. Belki pek çok kişi öyle olmadığını düşünür ama prensesler de bazen yoğun trajedilerin, acıklı öykülerin kahramanı olabilir. Tıpkı büyüklerin söylediği gibi onların da “tahtları yapılabilir belki, hem de en değerli taşlarla, ama peki ya bahtları…

İşte hüzünlü prensesler.

HAVUZLARIN PRENSESİYDİ SARAYA GELİN GİTTİ

charlene-wittstockCharlene Wittstock, en büyük tutkusu olan yüzmenin hayatını böylesine değiştireceğini hiç düşünmemişti belki.Ülkesi Güney Afrika’yı, olimpiyatlarda da temsil eden Wittstock, 2000 yılında Monako’da düzenlenen bir sportif etkinliğe katıldı.

İşte o sırada ülkenin ‘müzmin bekar’ ve ‘hızlı çapkın’ prensi Albert ile tanıştı.

İkili, 2006 yılına kadar ilişkilerini gözlerden uzak yaşadı. Sonra 2011 yılında nişanlandıklarını ilan ettiler.

Sıradan bir ailenin kızı olan Charlene Wittstock bir çok hemcinsinin hayalini gerçeğe dönüştürecekti artık. Gerçek bir prenses olacaktı.
Ama hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değildi. Düğün yaklaştıkça Prens Albert ve müstakbel prenses Charlene ile Charlene Princess of Monaco, Prince Albert IIilgili söylentiler de attı.

Saray önce bunları duymazlıktan geldi. Ama sonra söylentiler ülke sınırlarını da aştı. Söylenenlere göre Charlene Wittstock nişanlısının birbiri ardına ortaya çıkan gayrimeşru çocuklarını duydukça hayalleri de yıkılmaya başlamıştı.

Hatta genç kadının üç kez saraydan kaçta teşebbüsünde bulunduğu her seferinde de son anda yakalandığı ortaya çıktı.

Prens Albert ve Charlene Wittstock evlendi. Genç kadın prenses unvanı aldı.

Ama düğündeki mutsuz yüzü, hatta tüm dünyanın meraklı bakışları altında döktüğü gözyaşları uzun süre konuşuldu. Kimse onun yanaklarından süzülen gözyaşlarının sevinçten olduğuna inanmadı.

MAHSUN PRENSES

Sureyya_Isfendiyari_BahtiyariZümrüt yeşili gözleri, film yıldızlarını kıskandıracak güzelliğiyle dünyada ona ilk görüşte aşık olmayacak erkek var mıydı acaba? Buna krallar da dahil.Nitekim İran Şahı Rıza Pehlevi de Süreyya İsfendiyari Bahtiyari’nin güzelliğine kayıtsız kalamadı. Bu zümrüt gözlü, kimselerin bakmaya kıyamadağı kızla dünyaevine girdi. O artık Prenses Süreyya’ydı… Bir masal prensinin eşi, sarayın kıymetli çiçeği, tüm dünyanın dikkatini üzerinde toplayan güzeller güzeli bir prenses.Ama, bu masal ‘sonsuza kadar mutlu yaşadılar’ cümlesiyle bitmedi. Zümrüt gözlü prensesin eşine bir erkek çocuk yani tanta bir veliaht vermesi gerekiyordu. Tam yedi yıl boyunca onu çok seven eşi de dahil herkes ondan bu mutlu haberi bekledi. Ama olmadı… Sonunda İran Şahı Rıza Pehlevi, “aşk mı taht mı denklemini ne yazık ki, tahttan yana çözdü. Prenses Süreyya’ya yol görünmüştü. Tahta, saraya, eşine ve daha da kötüsü ülkesi İran’a veda etmesi gerekiyordu artık.

Yedi yıllık peri masalı Prenses Süreyya’nın sürgüne gönderilmesiyle son buldu. Aslında Tahran’da da sanıldığı kadar mutlu değildi Süreyya. “Altın bir kafeste gibiyiydim. Çok yalnızdım. Şah her zaman çok meşguldu” diye anlatıyordu o dönemi. Sürgün’de yaşadığı yıllarda dönemin paparazzilerinin attığı her adımı takip ettiği Süreyya, başına gelenlerden doayı “mahsun prenses” “sürgündeki prenses” diye anılıyordu.

Baş döndüren güzelliğine rağmen, aşk hayatında beklediğini bulamadı Süreyya. Aşkta hep kaybetti. “Ömründe iki büyük aşk yaşadım. İkisi birbirinden tamamıyla farklıydı. Ama ikisi de trajik bitti” sözleriyle özetliyordu yaşamını. Bir zamanlar herkesin güzelliğini kıskandığı, zümrüt gözlerine hayran olduğu, hatta belki ileride ona benzer diye annelerin adını kızlarına verdiği Prenses Süreyya’nın 1932 yılında İran’da Isfahan’da başlayan yaşamı 2001 yılında Paris’te sona erdi.

HOLLYWOOD’UN DA PRENSESİYDİ

Sadece rol gereği prenses olduğu film, onu gerçekten küçücük ama gösterişli bir ülkenin prensesi yaptı. Kendi çabalarıyla zengin olan Philadelphia’lı zengin bir adamın grace_kelyüçüncü çocuğu olan Grace Kelly, henüz 12 yaşındayken ilk sahne deneyimini yaşadı. Bu sadece bir okul piyesiydi ama onun geleceğinin kapılarını da açtı. Daha lisedeyken okul yıllığında bir yıldız olmayı kafasına koyduğunu yazmıştı arkadaşları. American Dramatic Academy of Arts’a kayıt oldu. Ailesi oyuncu olmasına karşı çıkınca fotomodel olmaya karar verdi. Ama Hollywood onu görmezden gelmeyecekti elbette.

Kısa sürede yapımcıların dikkatini çekti. 22 yaşındayken kamera karşısına geçti ve Fourteen Hours adlı filmde rol aldı. Hemen ardından da ona büyük ün kazandıran High Noon geldi. Soğuk sarşınlara olan takıntısıyla ünlenen yönetmen Alfred Hitchcock, Grace Kelly’ye de kayıtsız kalmadı. Gerilim ustasının “Dial M for Murder”, “Rear Window” (Arka Pencere) “To Catch a Thief” (Kelepçeli Aşıklar) adlı filmlerinde oynadı.

grece_kellyCannes Film Festivali’nde gösterilen The Swan (Kuğu) adlı filmde bir prensesi canlandıran Kelly bu rolün onu gerçekten bir prensese dönüştüren yolu açtığının farkında mıydı bilinmez. Monako Prensi Rainer de festivalin davetlileri arasındaydı. Bu Hollywood prensesine görür görmez aşık oldu genç prens. Kısa bir süre sonra Grace Kelly ve Prens Rainer, 18 Nisan 1956’da dünyaevine girdiler. Artık kendi sarayının prensesi olan Kelly, Hollywood’a veda etti.

Kendini ailesine , üç çocuğuna ve sosyal yardım faaliyetlerine adadı. Ancak bu masal da trajik bir yekilde sonuçlandı. Kelly, henüz 52 yaşındayken küçük kızı Stephanie ilebirlikte geçirdiğibir trafik kazasında yaşamını kaybetti.

 

O GÖNÜLLERİN PRENSESİ

703471980’li yılların başıydı. Prensler, prensesler artık dünyanın çok büyük bir bölümü için sadece masallarda kalmıştı. Ama basının gündemine oturan gencecik, ürkek bir kız yine tüm gözleri, üzerinde güneş batmayan imparatorluğun görkemli sarayına çevirdi. Anaokulu öğretmenliği yapan bu genç kız, Lady Diana Spencer’dı. Aristokrat bir ailenin henüz 19 yaşındaki kızıydı. Bütün bunların ötesinde ve herşeyden önemlisi o İngiltere’nin gelecekteki kraliçesiydi. Veliaht Prens Charles ile dünya evine girecekti.Basının taktığı ve tüm dünyanın benimsediği adıyla Lady Di, o sıralar 30’lu yaşlarının başında olan ve evlenmesi için baskı gören Prens Chales için çok iyi bir eş adayıydı. Öncelikle Protestandı, Anglikan kilisesine mensuptu. Soylu bir aileden geliyordu. Hem kraliyet ailesi hem de Spencer ailesi bu evliliği sıcak bakıyordu. Çift, 29 Temmuz 1981’de milyonlarca insanın TV’lerden izlediği bir törenle evlendi. Diana artık Galler Prensesi’ydi.Ama Preses Diana’nın evliliği sanıldığı gibi masallardaki prenseslerinkine benzemedi. İki çocuğuna rağmen eşinden dianaboşandı. Boşanmasının ardından bir röportajında “Bizim evliliğimiz biraz kalabalıktı, üç kişiydik” demişti. Bu sözleriyle eşinin kendisini aldattığını da ifade ediyordu prenses. Boşandıktan sonra kendini tamamen hayır işlerine adadı Diana. Ve hayatını da kendi istediği gibi sürdürmeye başladı. Artık sarayın önerdiği değil canının istediği terzilerden giyiniyor, evliyken giyemediği topuklu ayakkabılarıyla salına salına yürüyordu.Diana Spencer’ın aşk hayatı, özel yaşamı da gündemden hiç düşmedi. Sonunda hiç beklenmedik bir anda, duyanın inanmak istemediği bir haber geldi. Prenses Diana sevgilisi Dodi El Fayed ile birlikte Paris’te geçirdiği bir trafik kazasında ölmüştü. Takvimler 31 Ağustos 1997’yi gösteriyordu. Ne yazık ki haber gerçekti. Diana henüz 36 yaşında hayata veda etmişti.
Boşanmasından bir süre sonra bir röportajda kendisine “Siz artık prenses değlisiniz” diyen gazeteciye gözleri biraz da dolarak “Ben gönüllerin prensesiyim” diye cevap vermişti. Bu konuda haklıydı da, cenaze töreni onun gerçekten gönüllerin prensesi olduğunu gözler önüne serdi.

BÜYÜK AŞKI GÖZLERİNİN ÖNÜNDE ÖLDÜ

Stefano_Casiraghi_1957 yılının 23 Ocak günü Avrupa’nın küçücük ülkesi Monako’da bir bayram havası esiyordu. Bunun sebebi de Prens Rainer ile onun güzeller güzeli Hollywood yıldızı eşi Grace Kelly’nin ilk çocuğunun dünyaya gelmesiydi. Güç, servet ve iktidar sahibi bir baba ile güzelliği ile herkesi kıskandıran bir annenin bu ilk çocuğunu tüm dünya Prenses Caroline olarak tanıyacaktı.İlkgençlik yıllarından beri konumu gereği dünya basınının ilgisini çeken, attığı her adım olay olan prenses henüz 21 yaşındayken kendisinden yaşça büyük bir banker ile yaşamını birleştirdi. Bu evlilik iki yıl sonra sona erdi.Hızlı bir özel yaşamı olan Prenses Caroline, ikinci evliliğini ise İtalyan sanayici Stefano Casiraghi ile yaptı. Eşine aşıktı, mutluydu ve üç çocuğu vardı. Ama Prenses Caroline, belki de annesinin ölümünden sonraki ikinci büyük trajediyi bu evliliği sırasında yaşadı. Eşi Stefano Casiraghi kendisinin de izlediği bir tekne yarışında geçirdiği kaza sonucu yaşama veda etti. Hem de kendi gözleri önünde.Monako Sarayı gibi bütün dünya şoktaydı. Bu olay göstermişti ki gerçek yaşamdaki prenseslerin yaşamı ne yazık ki masallardakilere hiç benzemiyordu. Prenses Caroline, 1999 yılında Hannover Prenszi Ernst August ile dünyaevine girdi.. Şimdi 50 yaşında 4 çocuk annesi olgun bir kadın ve yaşadığı travmaları geride bırakmış bir şekilde yaşamına devam ediyor.

 

 

 

İNSAN VÜCUDUNUN ŞOK EDEN BİLİNMEYENLERİ

  • İnsanlar 200 milyon soluk alıp verme, 1 milyar kalp atışı, 300 milyon mide kasılması ve 20 milyar göz kırpması kadar yaşarlar.
  • İnsanlar beyinlerinin %10’nu kullanırlar.
  • Bir insan yedi dakika içerisinde uykuya dalar.
  • Yetişkin bir insan günde ortalama 23.000 kez nefes alır.
  • Sarışınların esmerlere göre daha fazla sacı vardır.
  • İnsan yılda en az 1460 rüya görür.
  • İnsan kalbi dakikada 6080 defa çarpar.
  • Parmak izi gibi herkesin dil izi de farklıdır.
  • İnsanın kalça kemiği betondan daha sağlamdır.
  • El tırnakları ayak tırnaklarından 4 kat daha hızlı uzar.
  • 75 yıllık bir yaşamın, 25 yılı uykuda, yaklaşık 6 yılı rüyada geçiyor.
  • İnsan bir günde 2833 bin litre hava, 500700 litre oksijen, 2 kilogram yiyecek tüketir.
  • Eğer aynı zamanda aksırır, hıçkırır ve gaz çıkarırsanız, patlarsınız.
  • Uzayda yerçekimi olmadığı için astronotlar ağlayamaz. Çünkü gözyaşı aşağı düşmez.
  • Erkeklere yıldırım çarpması olasılığı kadınlara göre 6 kat daha fazladır.
  • En uzun kalp durması 4 saattir. Bir Norveçli, Aralık 1987’de denize düşmüş, kalbi durmuş, vücut ısısının düşüklüğü nedeniyle yeniden yaşatılmıştır.
  • Bir insanın su ve yemek olmadan yaşayabildiği en uzun süre 18 gündür.
  • İnsanın saçında 102 bine yakın, derisinde ise 20 bine yakın kıl olur. Kıllar her gün 0.350.40 mm. uzar.İngiltereli
  • Thomas Korne 207 sene yaşamıştır.Dünyanın en uzun ömürlü insanı Çin’de 253 sene yaşamıştır. (1680-1933)
  • İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir.
  • Hapşırdığımız zaman kalbimizde dahil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarımız bir an için durur.
  • Gözleri açık tutarak hapşırmak imkansızdır.
  • Kadınlar erkeklere oranla iki kat daha fazla göz kırparlar.
  • İnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak baş parmakta,en hızlı uzayan tırnak ise orta parmaktadır.

İSİM DEĞİŞTİRME HAKKINDA BİLGİLER İÇİN TIKLAYIN

 

KARA DELİK HAKKINDA ÖYLE BİRŞEY DEDİ Kİ

stephen-hawkingTedavisi olmayan ALS (Amyotrofik lateral skleroz) hastalığı nedeniye tekerlekli iskemleye mahkum yaşayan, yazıları sese dönüştürebilen bilgisayarı sayesinde iletişim kuran İngiliz fizikçi Stephen Hawking, kara deliğin varlığını kabul eden savları alt üst edecek bir iddia ortaya attı: ‘Kara delikler yok.

Ülkesinin Cambridge Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdüren ünlü fizikçi internette yayınlanan makalesinde, “Klasik teoriler kapsamında bir kara delikten kaçmak mümkün değildir, ancak kuantum fiziğinde bir kara delikten kaçmayı mümkün kılacak enerji de bilgi de mevcut” ifadelerini kullandı.

72 yaşındaki Hawking, bu nedenle bilinen anlamıyla kara deliklerin gerçekte var olmadığını ve gözlemlenenlerin de ancak “gri delikler” olarak tanımlanabileceğini iddia etti.

Hawking, “Işığın sonsuzluğa kaçamadığı, bir anlamda olay ufkunun olmadığı ortamda, kara delikler olamaz” dedi ve ışık ışınlarının kara deliğini merkezinden kaçmaya çalışmaktansa, ışınların tıpkı bir değirmende sıkışmış gibi tutulduğunu ve küçülerek radyasyon fırlattığını kaydetti.

ÜNLÜ YILDIZDAN MAALESEF KÖTÜ HABER GELDİ

Doktorlarından kötü haber…

Sevenleri dua ediyor…

Umutlar tükendi…

Teorik olarak mümkün ama daha önce hiç rastlanmadı.” ifadelerini kullandı.

“İYİLEŞME ŞANSI ÇOK DÜŞÜK BİR İHTİMAL”

Kayak yaparken düşen ve komada olan Schumacher için doktorları, “3 haftada iyileşme belirtisinde bulunmadı. Bundan sonra iyileşme şansı düşük.” dedi.

Fransız Alpleri’nde kaza geçiren efsane F1 pilotu Schumacher’in iyileşeceğine dair doktorların umudu kalmadı. 27 gündür yapay komada olan 45 yaşındaki Alman sporcu için konu üzerine uzman doktorlar, açıklama yaptı.

İlk 3 haftalık periyotta herhangi bir iyileşme belirtisinde bulunmadığını belirten doktorlar, “Bu saatten sonra Schumacher’in iyileşme şansı çok düşük bir ihtimal.

HAMİLE EŞİNİN FİŞİNİ ÇEKTİRDİ

Kasım 2013’te 14 haftalık hamileyken beyin kanaması geçirip hastaneye kaldırılan Marlise Munoz, “Beyin ölümüm gerçekleşirse fişi çektirin” demişti.

marlise-munoz

 

ABD ’nin Teksas eyaletinin Fort Worth kentinde, Kasım 2013’te 14 haftalık hamileyken beyin kanaması geçirip hastaneye kaldırılan Marlise Munoz adlı kadının bağlı olduğu yaşam destek ünitesinin fişinin çekilmesi kararlaştırıldı. Akciğerde kan pıhtılaşması teşhisi konulan 33 yaşındaki Munoz’un kocası Erick Munoz, eşinin ‘fişini çekilmesi’ amacıyla yargıya başvurmuştu. Mateo adlı bir oğlu olan ve ikinci bebeğine hamileyken evinin mutfağında düşen Munoz, John Peter Smith Hastanesi’ne kaldırılmıştı. Ancak ilerleyen günlerde Munoz’un beyin ölümü gerçekleşti. Ancak ‘doğmamış bebeğin haklarını korumayı’ amaçlayan Teksas yasaları, ‘eğer hamile kadında bir sorun yoksa bebek doğurtulana kadar yaşam destek ünitesinin fişinin çekilmesini yasaklıyor’. Bu sebeple ailesinin itirazlarına karşın hastane yönetimi bu yönde harekete geçmemişti. Hastane eyalet yasasının yanı sıra ‘ceninin zarar göreceği’ gerekçesiyle de yaşam destek ünitesini kapatmayı reddediyordu.

‘BÖYLE ŞEYLERE AİLELER KARAR VERMELİ’

Ailesinin yaşam destek ünitesinin kapatılması taleplerine karşın deyim yerindeyse Munoz, ‘karnındaki bebeğini doğurabilmesi için yasa zoruyla yaşatılıyordu.’ Ancak Munoz’un bebeğinin de yaşam destek ünitesi nedeniyle zarar gördüğünün ortaya çıkması üzerine eşi Erick Munoz konuyu yargıya taşıdı. Mahkeme de, ailesinin itirazlarına rağmen hayatta tutulan Munoz’un yaşam destek ünitesinin ‘fişinin en geç 2 gün içerisinde çekilmesi’ yönünde karar aldı. Erick Munoz, “Marlise bana ve babasına, ‘Beyin ölümüm gerçekleşirse fişi çektirin’ demişti. Ancak isteğimiz yasaya takıldı. Şimdi ise eşimin toprağa verilmesi yönündeki vasiyetini yerine getireceğim. Bu sebeple az da olsa rahatladım. Böyle şeylere yasalar değil aileler ve hastalar karar vermeli” ifadelerini kullandı. Sağlık görevlisi olan Erick Munoz, ‘bebeğin yaşam destek ünitesinin de etkisiyle şekil değiştirdiği ve normal olmadığını’ savunuyordu.

DİN ADAMLARI TEPKİLİ

Bu arada olay bir yandan ABD’de anne karnındaki çocukların haklarını tartışmaya açarken, diğer yandan da Munoz’un bebeğinin ölü doğacak olması din adamlarının tepkisini çekti. Din adamları ‘bir canlı olan bebeğin çıkarlarını koruyan kimse olmadığı, bebeğin de düşünülmesi gerektiği ve bebek ne şekilde doğarsa doğsun onu koruyup yetiştirmek isteyen aileler olduğunu’ belirtti.

İNGİLTERE BU SERİ KATİLİ KONUŞUYOR

BU ÇOCUK BU BEBEĞİN NEYİ OLUYOR

CİHAN PADİŞAHI KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN NEDEN ÖLDÜ

İNGİLTERE BU SERİ KATİLİ KONUŞUYOR

Üç adamı kalbinden bıçaklayan ve polisin peşinde olduğu Joanna Dennehy cinayetlerde kullandığı bıçakla “selfie” fotoğraflarını yayınladı.seri_katil

Gözü dönmüş kadın Joanna Dennehy üç şahsı kalbinden bıçaklayıp cesetlerinide tarlaya attığını kabul etti.

Cinayete kurban gidenlerin cesetleri geçtiğimiz Mart ve Nisan ayında Peterborough kırsalında bulunmuştu.

 

POLİSLE DALGA GEÇTİLER

Sosyal paylaşım üzerinden yayınlanan şok fotoğraflarda seri katilin sağ kolu olan
2,20’lik Gary Richards’da yer aldı. Streç lakaplı Gary’nin verdiği poz ise polise meydan okuma gibi.

İngiliz polisi gözünü kan bürümüş seri katil Joanna’nın Hereford kentinde yeni kurbanların peşinde olduğunu belirtti.

İşte ingiltere’yi ayağa kaldıran kareler:

sei_katil_1

 

 

 

 

BU ÇOCUK BU BEBEĞİN NEYİ OLUYOR

13 yaşındaki İngiliz Alfie Patten, kendisinden 3 yaş büyük kız arkadaşı Chantelle Steadman’ı hamile bırakmıştı. Kürtaj yapmayı kabul etmeyen sevgililerin çocukları olmuştu. 2009 yılında baba olan Patten’in oğlu şuan da 4 yaşında.

13 yaşındaki İngiliz Alfie Patten, kendisinden 3 yaş büyük kız arkadaşı Chantelle Steadman’ı hamile bırakmıştı. Kürtaj yapmayı kabul etmeyen sevgililerin çocukları olmuştu.2009 yılında baba olan Patten’in oğlu şuan da 4 yaşında.

10 STERLİN HARÇLIĞI VAR

13 yaşındak baba olan şuanda 17 yaşında olan İngiliz Alfie Patten, ingiliz gazete The Sun’a şunları söylemişti: ‘Bir bebeğe sahip olmanın iyi olacağını düşündüm. Bunu nasıl karşılayacağımız üzerinde ise hiç düşünmedim. Gerçekten cep harçlığım bile yok. Babam bana bazen 10 sterlin verir.’

Alfie’nin babası 45 yaşındaki Dennis Patten ise oğlunun durumun anormalliğini henüz idrak edemediğini, bir bebek sahibi olmakla ilgili olarak tek bildiği şeyin anne ve babasının kendisine yardım edeceği olduğunu söylemişti.

Küçük anne ise 2009 yılında gazeteye yaptığı açıklamada, erkek arkadaşıyla doktora gidip hamile olduğunu öğrendiğinde ağlamaya başladığını ve ne yapacağını bilmediğini ifade ederek, ’Hamile olduğunuzu öğrendiğinizde, tek düşündüğünüz şey ailenizin sizi öldüreceği oluyor‘ demişti.

CİHAN PADİŞAHI KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN NEDEN ÖLDÜ

Muhteşem Yüzyıl dizisiyle, tarih kitapları dışında tüm dünyanın daha yakından tanıdığı Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ı yataklara lanunidüşürüp 71 yaşında ölümüne neden olan “Nikris” ya da günümüzdeki adıyla “Gut” hastalığını uzmanlara sorduk.

Kanuni’nin Cihan padişahı Kanuni’yi acılar içinde kıvrandıran bu hastalık, günümüzde de her yüz kişiden 5’ini etkiliyor. Ürik asidin kanda kristalleşmesi sonucu oluşan “Kralların hastalığı” Gut, geleneksel tıbbın olduğu kadar modern tıbbın da baş belası.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ayten Altıntaş, Kanuni’nin, o dönem hekimlerinin verdiği perhize uymadığı için hastalıktan kurtulamadığını belirterek:

“Osmanlı’nın tek gıdası kuzu eti ve pilav. Çok fazla hareket etmedikleri için de nikris oluyorlardı. Osmanlı’da bu hastalığın tedavisi, ilaçları vardı ama hekimler koca Kanuni’ye söz geçirememişlerdir.”

“Ciddi perhiz yapması lazımdı ki Kanuni perhizi reddedip yalnızca ilaçlarla yetinince sanıyorum tedavi başarılı olamamış” dedi.

 

SCHUMACHER’ DAN KÖTÜ HABER.HAYATININ GERİ KALANINI …

Geçirdiği kayak kazasından sonra hala komada olan efsane yarış pilotu Michael Schumacher’den bundan sonraki hayatını komada geçirebilir.

Doktorların verdiği son bilgiye göre Schumacher’in hayatının geri kalanını komada geçirme tehlikesi var. Bunun yanında doktorlar uyandırmayı başarsa da çeşitli komplikasyonların ortaya çıkabileceği belirtiliyor.

Basında çıkan haberlerde isekaza sonrası hastaneye gidilen süre ve yol şartları nedeniyke Schumacher’in beynine uzun süre oksijen gitmediği, komada uzun süre kalmasının ise vücut fonksiyonlarına zarar verdiği belirtiliyor.

Konu hakkında açıklama yapan beyin cerrahı Andreas Zieger ise, “Schumacher’in durumu kritik ama ortaya atılan iddiaların bir bölümü yanlış. Koma durumu hayatla ölüm arasındadır ve burada geçen süre beyine zarar vermez. Normal koma durumlarında iki haftalık bir süre önemlidir. Schumacher için her şey yapılıyor” açıklamasını yaptı.

EFSANE GECE YARISI AMELİYATA ALINDI… İŞTE DURUMU

YAŞAM SAVAŞI VERİYOR